FİLM Gündem
  • Gişede "Gupi" Fırtınası: Gupse Özay İmzalı Animasyon Film 2026 Yılının Rekorunu Kırdı!
  • Kaptan Amerika'nın Dönüşüne Mizahi Dokunuş: "Avengers: Doomsday"den Yeni Fragman Geldi!
  • 63. Altın Portakal’da Festival Heyecanı Söyleşilerle Başladı!
  • Yıllar Süren Bekleyiş Sona Erdi: Bilim Kurgu Dizisi "Numen"den İlk Fragman Yayınlandı!
  • Ringlerin Efsanesi Türk Televizyonlarında: Mike Tyson Hangi Diziye Konuk Oluyor?
  • DC Evreninde Karanlık Bir Sayfa: "Clayface" Filmi Hakkında Bilmeniz Gerekenler!
  • David Fincher, Quentin Tarantino'nun Yeni Senaryosunun Büyük Kısmını Kesip Attı
  • Sazan Sarmalından Hazine Avına: Netflix'in Yıldızlar Geçidi "Organize İşler: Karun Hazinesi" Dizisinde Kim Kimdir?
  • Altın Portakal 63. Kez "Daima" Dedi: Açılış Gecesinde Ustalara Saygı
  • Yeni Marvel Filmine Sürpriz Bir İsim: Oscar Adayı Oyuncu, Marvel Dünyasına Adım Atıyor!
  • “Hayatınızı Cehenneme Çeviren Berbat Biri”: George Clooney, Kendisine Saldıran O Yönetmenle Bir Daha Asla Çalışmak İstemiyor
  • "John Wick 3"ün Yıldızlarından Biriydi: Şimdi Restoranlarda İş Arıyor!
  • "Yüzüklerin Efendisi" Yıldızları Aynı Dizinin Kadrosunda: Elijah Wood ve Orlando Bloom Yıllar Sonra Birlikte!
  • “Kendimi Bir Binadan Aşağı Atmayı Tercih Ederdim!”: Pedro Pascal Bu Oyuncuyla Bir Daha Asla Dövüşmek İstemiyor
  • "Röportaj Adam" Mahsun Karaca'nın Yepyeni Komedisi "Ben Sana İnanıyorum"dan İlk Fragman Geldi!
  • Yeni James Bond Kim Olacak? Aday Listesinin Netleşmesinin Ardından Son Elemeler Başlıyor!
  • Behzat Amir Geri Döndü: "Çekiç ve Gül: Bir Behzat Ç. Hikayesi" 4. Sezonu Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey!
  • Vizyondaki Filmler: "Clayface", "Primetime", "Gupi ve Gülmeyen Kral"
  • Martin Scorsese’nin Yıldızlar Geçidi Filmine Sürpriz İsim: Ünlü Şarkıcı "What Happens at Night" Kadrosuna Katıldı!
  • Sylvester Stallone’un "Rocky" Yolculuğu "I Play Rocky"den Heyecan Verici Yeni Fragman!

blog.

Kişiliği bir kenara filmleri iyi usta.

Yaşamı

Polanski, 1933’te Polonya‘dan göçmüş Yahudi bir baba ve Polonyalı bir annenin oğlu olarak Paris’te dünyaya geldi. Üç yaşında ailesi ile birlikte Kraków’a taşındı. 1940’ta şehrin Almanlar tarafından işgal edilmesinin ardından ailesi bir toplama kampına gönderildi.

Naziler tarafından götürülmesinden hemen önce babasının sayesinde kaçmayı başaran Polanski, iyiliksever Katolik ailelerin yardımı sayesinde hayatta kalmayı başarır. Annesi Auschwitz’de ölür. Kamptan sağ olarak kurtulmayı başaran babası, oğluyla birlikte Krakov’a döner. Babasının tekrar evlenmesi üzerine, artık bir yetişkin olan Polanski evden ayrılır. Babası, Polanski’yi bir teknik okula gönderir. 1950’de bir sinema okuluna devam etmek üzere okulu terk eder. Aynı zamanda, Kraków tiyatrosunda oyuncu olarak işe başlar. İlk sahneye çıkışı, 1954’te Andrezj Wajda’nın “Pokolenie / Bir Kuşak”ı ile olur.

 

1954’te Lodz’un ünlü Devlet Film Okulu’nda yönetmenlik bölümüne girer, üç yıl sonra öğrencilik döneminin ilk filmi olan “Rozbijemy Zabawe/ Break Up The Party” yi çeker.

İlk tanınan filmi 1962’de çektiği “ Knife in The Water – Suda Bıçak” olur. Bu filmde senaryo üzerinde kendisi çalışmıştır. Sonraki iki filmini çekmek üzere Birleşik Krallık‘a giden yönetmenin burada yaptığı ilk film olan “ Repulsion – Tiksinti”, parlak bir başarı elde edemez. Filmin, yönetmenin en çok sevdiği filmi olduğu söylenir. Polanski’nin Hollywood’a ayak basışı, 1968’de çektiği korku filmi “Rosemary’s Baby- Rosemary’nin Bebeği ” ile olur. Önceki eserlerinde olduğu gibi bu filmde de yönetmen, uğursuzluklara işaret eden bir dehşet havası yaratır.

Bir sonraki filmi Macbeth, bir Shakespeare uyarlamasıdır. İkinci karısı Sharon Tate’in Manson Ailesi tarafından canicesine öldürülmesinin hemen ardından çekilmesi, yönetmenin hissettiği acı ve şiddetin filme yansımasına sebep olmuştur.

Bu filmin ardından kılık değiştiren yönetmen, İtalya’ya gidip bir seks komedisi çeker. Ardından, en iyi filmlerinden biri sayılan “Chinatown”u çekmek üzere tekrar Hollywood’a döner (1974). Film, Polanski’ye bir Oskar, bir de İngiliz Akademi Ödülü getirir. 1976 yılında çektiği heyecan verici ve gerçeküstü “The Tenant– Kiracı” ile başarıları devam eder. Uğursuz, paranoyak bir delilik, suistimal ve intikam hikâyesini anlatan filmin Polanski’nin Paris’e geldiği ilk yıllarda yaşadığı mahallede çekildiği söylenir. Bu film aynı zamanda “apartman üçlemesinin” Repulsion ve Rosemary’nin Bebeği’nden sonraki üçüncü ve son filmi olma özelliğini taşımaktadır.

 

yorum yap.